http:www.yenidogruhaber.com
 
H.Gül ŞİMŞEK
hgulsimsek@icloud.com
BAHARIN SESİ
25/03/2019

 

          Bu yıl takvimlerden değil de sesinden anladım baharın geldiğini. Evimizin bahçesindeki genç çam ağacı dün bana seslendi; bahar geldi bak dedi. Bu sesi ilk defa duyuyordum, kozalakların büyümek için çıkardığı çıtırtılar beni o kadar heyecanlandırdı ki; beklenmedik bir zamanda aldığın, müjdeli bir haber gibiydi.

          Her gün aynı heyecanla yavrumun okuldan dönüşünü beklerken duymuştum bu güzel sesleri. Daha birkaç gün öncesinde; filizlenen gülleri ve tomurcuklanan kayısı ağaçlarını görüp umut ve mutlulukla dolmuştu içim. Fakat bu çıt çıt sesleri beni benden almıştı. Nasıl olurda bunca yıl hissetmedim diye hayıflandım. Aslında ilk duyduğum an, gözlerim seyrek dalların üzerinde minik serçeleri aradı. Ağacın etrafında birkaç tur attıktan sonra bu güzel seslerin kozaklardan geldiğine emin oldum. Bu baharın coşkuyla gelişinin sesiydi. “Bahar” bana merhaba diyordu. Bu güzel pazartesi; kulaklarımın bir ömür unutamayacağı seslerden birini daha bana duyuruyordu.

          Nihayet servis aracı geldi ve minik kuşum sevgiyle kucağıma atladı. Bu coşkuyu ve heyecanı hissetmişçesine O da bahçeye koşup, ağaçlara ve çiçeklere sevgiyle sarılmaya başladı.

          Demek ki bu uyanışın sesi, görüntüsü, heyecanı ve mutluluğu nesiller boyu süregelmiş ki    21 Mart geçmişten günümüze Nevruz Bayramı olarak kutlanmaya devam ediyor.

Yaşadığı geniş coğrafyada doğa ve çevrenin uyanışının kutlandığı Nevruz Bayramı'nın Anadolu'da ve Türk kültürünün yayıldığı bölgelerde de son derece köklü ve zengin bir geçmişi vardır.

Nev(yeni) ve ruz (gün) kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen ve YENİGÜN anlamını taşıyan Nevruz, kuzey yarımkürede; başta Türkler olmak üzere bir çok halk ve topluluk tarafından yılbaşı olarak kutlanır.

21 Mart ile birlikte havalar ısınmaya, karlar erimeye, ağaçlar çiçeklenmeye, toprak yeşermeye, göçmen kuşlar yuvalarına dönmeye başlar. Bu nedenle 21 Mart bütün varlıklar için uyanış, diriliş ve yaradılış günü olarak kabul edilerek, Nevruz/YENİGÜN bayramı adıyla kutlanır.

Türklerde Nevruz hakkında başlıca rivayet, bugünün bir kurtuluş günü olarak kabul edilmesidir. Yani Ergenekon'dan çıkıştır. İşte bu nedenle bugün Türklerde Nevruz, yeni yılın başlangıcı olarak kabul edilmiş ve günümüze kadar bayramlarla kutlana gelmiştir. Orta Asya'daki Türk topluluklarından Azeri, Kazak, Kırgız, Türkmen, Özbek, Tatar, Uygur Türkleri, Anadolu Türkleri ve Balkan Türkleri Nevruz geleneğini canlı olarak günümüze kadar yaşatmışlardır. (http://aregem.kulturturizm.gov.tr/TR-12646/nevruz-nedir.html adresinden alıntıdır.)

             

İlk kez duyduğum bu güzel sesler, bu güne kadar duyamadığım daha ne sesler var? sorusunu düşündürttü. Dünyada, Ülkemizde, çevremizde belki de evimizde birileri bazen sessiz bazen de sesli çığlıklarla bir şeyler anlatıyor fakat bizler duymuyoruz.

Geçmişe baktığımızda yüzlerce yıl önce insanlar tabiri caizse dağı-taşı, coşkuyla çağlayan akarsuları, kuşları, böcekleri, ağaçları ve çiçekleri dinleyerek doğanın uyanışına bayram ilan etmişler.

Dinlemenin konuşmaktan çok daha önemli bir durum olduğu düşünüyorum. Anlamak, bazen de davranışları anlamlandırmak için öncelikle dinlememiz gerekir. Karşımızdaki kişi ya da kişiler konuşmuyor olsa da doğayı dinleyip anlamlandıran atalarımızı örnek alarak, bazen gözleriyle bazen hal ve hareketleriyle bir şeyler anlatanları duymamazlıktan gelmemeliyiz.

Bir de duyup ta dinlemediğimiz, ne diyor diye sormadığımız, anlamını düşünmediğimiz sözler var. Hemen hemen her gün şarkılar, türküler, şiirler dinleriz. Kaç tanesi aklımızda kalır veya ne anlattığını düşünürüz.

Hemen hemen herkesin bildiği “Hey On Beşli” türküsü tam da anlatmak istediğim; duymak, dinlemek ve anlamak için verilebilecek en güzel örneklerden birisidir. Kimimiz bu türkünün düğünde çalan ritmine kendimizi kaptırıp oynamışızdır, kimimiz de daha ağır ritimde çalınan müzikle bu türküyü dinleyerek ağlamışızdır.

 

Sözleri aşağıdaki gibi olan türkü aslında bir ağıttır;

Hey onbeşli onbeşli 
Tokat yolları taşlı 
Onbeşliler gidiyor 
Kızların gözü yaşlı 


Aslan yârim kız senin adın Hediye 
Ben dolandım sen de dolan gel beriye 
Fistan aldım endazesi onyediye 


Gidiyom gidemiyom 
Az doldur içemiyom 
Sevdiğim pek gönüllü 
Koyup da gidemiyom 

 

            Çanakkale Cephesi, sanki bir ölüm değirmeni gibiydi; koskoca bir eğitimli genç nesli yutmasına rağmen bir türlü doymak bilmiyordu. O kadar ki cephede meydana gelen boşlukları doldurmak için, diğer cephelerden asker getirilemediğinden, en yakın çevreden başlayarak, 15 yaşın üstündeki eli silah tutan bütün gençlerin, gönüllü olup olmadığına bakılmaksızın, Çanakkale’ye sevk edilmeleri alışılmış normal bir hadise haline gelmişti.

            Ekseriyeti 15 ila 19 yaşında olan bu gençlerin cepheye katılımları anısına Anadolu’da yakılan meşhur “Hey Onbeşli Onbeşli” adlı türküde de söz konusu durum çok acı ve dramatik bir dille anlatılmıştır. Burada sözü edilen “15’liler” 1315 doğumlulardır. (http://www.memleket.com.tr/hey-onbesli-turkusunun-hazin-hikayesi-94494h.htm den alıntıdır.)

 

            Ağıtı daha dikkatli dinleyip anlamını araştırdıktan sonra etrafımda duyduğum her şeyi anlayarak dinlemeyi kendime ilke edindim. Bu bilgilerden sonra dinlemenin önemini çok daha iyi anlıyoruz. Bence sizlerde bu günden sonra duyduğunuz her söze kulak verin ve ne dediğini anlamaya çalışın. Bir de bu türküyü bir düğünde duyarsanız lütfen rica edip susturun.



330 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KURTULUŞ - 15/06/2019
Kurtuluş anneannemlerin oturduğu kooperatif evlerinin adıydı.
HAYALLER, TERCİHLER, HAYATLAR! - 27/05/2019
Peki daha birkaç yıllık geçmişi olan sosyal medya platformları yokken ne yapıyorduk? Bence değişen pek bir şey yoktu.
SEVGİ - 14/05/2019
Tabi ki her anne çocuğunu çok sever de bu “çok” kelimesinin anlamı hepsinde aynı mıdır?
HANGİMİZ ENGELLİ? - 07/05/2019
Zihinsel engelli bu kardeşlerimi ve eğitmenlerini tebrik ediyor,
TÜRK’ÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM! - 25/04/2019
Türk’üm diye başlıyorduk. Ne demekti Türk olmak? Yıllar önce Ulu Önder ATATÜRK “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözüyle anlamını açıklamıştı. Ne de olsa millet olmak, ancak hissederek ve dile getirilerek anlatılabilirdi.
BALIKLI GÖL - 10/04/2019
Şanlıurfa’ya gidiş amacımız Balıklı Göl’ü görmekti. Bu göl hakkında birkaç efsane duymuştum fakat bana inancım itibariyle de mantıklı gelen şeklini şu şekilde özetleyebilirim:
GİZLİ KALMIŞLAR - 20/03/2019
Etrafımız gizli kalmış insanlarla dolu.
KADIN! - 12/03/2019
Kadın doğurganlığıyla toprak gibidir.
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.78635.8095
Euro6.58896.6153
KİRALIK EV
SİZE AYRILDI