http:www.yenidogruhaber.com
 
H.Gül ŞİMŞEK
hgulsimsek@icloud.com
BALIKLI GÖL
10/04/2019

 

             Ülkemizin tarihi ve doğal güzelliklerini yerinde görmek isteği ile fırsat buldukça ailece seyahat ediyoruz. Bundan 2 yıl önce Güneydoğu Anadolu Bölgesine doğru yola çıktık.

          Tahminimden çok daha güzel olan bu bölgeye hayran olmamak imkânsızdı. Gaziantep’ te geçirdiğimiz güzel günlerden sonra; tarihi M.Ö. 1000 yılına kadar dayandığı tahmin edilen, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Şanlıurfa’ya doğru yola koyulduk.

          Şanlıurfa’ya gidiş amacımız Balıklı Göl’ü görmekti. Bu göl hakkında birkaç efsane duymuştum fakat bana inancım itibariyle de mantıklı gelen şeklini şu şekilde özetleyebilirim:

“Üç büyük dine inananlarında peygamberliğini kabul ettiği Hz. İbrahim ile yaşadığı dönemdeki zalimlikleri ile halkına çok çektiren Nemrut arasında geçen olaylar sonucu oluştuğuna inanılmaktadır. (Kur-an’ı Kerim’de:

Dediler ki: "Eğer (bir şey) yapacaksanız, onu yakın ve ilahlarınıza yardımda bulunun." (Enbiya, 21/68)

Biz de dedik ki: "Ey ateş, İbrahim'e karşı soğuk ve esenlik ol." (Enbiya, 21/69) şeklinde buyrulmuştur.)

Nemrut’un,  Hz. İbrahim’i küçük bir tepenin üzerine kurdurduğu mancınık ile tepenin dibinde yanan ateşe fırlattığına ve İbrahim Peygamberin düştüğü yerdeki ateşin göle, ateşte yanan odunlarında balığa dönüştüğüne inanılıyor. İbrahim Peygamberin düştüğü yerde oluşan göle “Halil-ür Rahman” gölü deniliyor.”

          Bu bilgiler ve inanış üzerine büyük bir heyecan ve yoğun duygularla yola çıktık. Şehir merkezine ulaştığımızda Şanlıurfa kalesini üzerinden gökyüzüne uzanan sütunları görür görmez Hz. İbrahim’in bu mancınık denen sütunlardan ateşe atılmış olduğunu düşünerek gözyaşlarıma hâkim olamadım. Ne yazık ki bu duygu durumum uzun sürmedi. İnanılmaz bir kalabalıkla karşılaşacağımızı hiç düşünmemiştik. Hem ülkemizin dört bir tarafından hem de sınır komşusu ülkelerden gelen insanlarla bu güzel mekân dolup taşıyordu ve aracınızı park edecek yer bulmanız saatler sürebiliyordu. Bu sıkıntılı durumu atlatıp, nihayet bu kutsal mekânı ziyaret emek için yürürken gördüğüm her şey beni hissettiğim yoğun duygulardan biraz daha uzaklaştırdı.

          Mistik bir yere değil de sanki lunaparka gelmiş gibiydik. Kapıda; baloncular, oyuncakçılar, dondurmacılar, simitçiler, hediyelik eşya satıcıları gibi birçok satıcı vardı. Belki gidip gördüğümüz birçok tarihi ve turistik mekânda bu satıcılar var fakat bunlar belirli bir alanda organize şekildeler. Burada ise tam bir panayır havası vardı. İnsanların içeri girerken ellerinde neden piknik sepeti ve termoslar olduğunu da içeri girdikten sonra anladım.

          Şanlıurfa kurak bir bölge olmasına rağmen Balıklı Göl ve çevresi cennet gibi bir yerdi. Büyük ağaçların olduğu yeşiller içinde bir park alanı gibiydi.

          Yöre halkı burayı mesire alanı olarak kullanıyor olsa ki buldukları yere örtülerini serip piknik yapmaya başlamışlardı bile. Ayrıca bu alanda çok sayıda çay bahçesi de var.

          Bu kısa şokun ardından asıl amacımıza yönelip göle ve etrafındaki tarihi mekânlara bakıp bilgi edinmeye çalışıyorken ne mümkün. Gölün etrafında artık hemen hemen her yerde karşılaştığımız padişah kostümü ile fotoğraf çektiren seyyar stüdyo ile karşılaştık. Sanki bu mekânda ne yaşanmış neden burası özel bir mekân olmuş hiç kimsenin umurunda değil gibiydi.

          İyi kötü burayı gezip kaleye çıkmaya karar verdik. Biz attığımız her adımda acaba binlerce yıl önce buralarda neler yaşanmış. Bu mancınıktan ateşe atılırken Hz. İbrahim ne hissetmiş diye gözümüzde canlandırmaya çalışırken kaleye çıkan bu yol; sıra sıra açılmış cafelerde piknik alanına ve göle bakarak keyif yapan insanlarla dolup seyirlik bir mekân haline getirilmiş.

          Gelen turistlerin ve yöre halkının ihtiyaçları için başka mekânlar oluşturularak buranın önemi artırılabilir. Tarihi ve turistik mekânlarımıza gerekli önemi vererek oradaki gerçekliği gelen insanlara hissettirerek göndermemiz gerektiğine inanıyorum. Değerlerimize sahip çıkıp, bu güzel mekânın tanıtımını ve gerekli yatırımları da yaparak hem hayal kırıklıkları ile biten gezileri önlemiş oluruz hem de çok sayıda yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği bir yer haline getiririz.          

          Büyük bir hayal kırıklığı ile ayrıldığım Balıklı Göl’ü maalesef ki okuduğum bilgilerle hatırlamayı tercih edeceğim.

           

        



267 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KURTULUŞ - 15/06/2019
Kurtuluş anneannemlerin oturduğu kooperatif evlerinin adıydı.
HAYALLER, TERCİHLER, HAYATLAR! - 27/05/2019
Peki daha birkaç yıllık geçmişi olan sosyal medya platformları yokken ne yapıyorduk? Bence değişen pek bir şey yoktu.
SEVGİ - 14/05/2019
Tabi ki her anne çocuğunu çok sever de bu “çok” kelimesinin anlamı hepsinde aynı mıdır?
HANGİMİZ ENGELLİ? - 07/05/2019
Zihinsel engelli bu kardeşlerimi ve eğitmenlerini tebrik ediyor,
TÜRK’ÜM, DOĞRUYUM, ÇALIŞKANIM! - 25/04/2019
Türk’üm diye başlıyorduk. Ne demekti Türk olmak? Yıllar önce Ulu Önder ATATÜRK “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözüyle anlamını açıklamıştı. Ne de olsa millet olmak, ancak hissederek ve dile getirilerek anlatılabilirdi.
BAHARIN SESİ - 25/03/2019
Daha birkaç gün öncesinde; filizlenen gülleri ve tomurcuklanan kayısı ağaçlarını görüp umut ve mutlulukla dolmuştu içim. Fakat bu çıt çıt sesleri beni benden almıştı.
GİZLİ KALMIŞLAR - 20/03/2019
Etrafımız gizli kalmış insanlarla dolu.
KADIN! - 12/03/2019
Kadın doğurganlığıyla toprak gibidir.
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.53595.5581
Euro6.13716.1617
KİRALIK EV
SİZE AYRILDI